“Burada bir yabancıyım, kendi vatanımda da”

Bu röportaj, Afganistanlı bir göçmenin kişisel tecrübeleriyle ilgilidir.

İbrahim yirmi yedi yaşında, şimdilerde Yunanistan’da yaşayan bir Afganistanlı. Nezaket ile dolu, kendi halinde bir adam. Sizinle konuşurkenki sakin ses tonu, yalnızca hayat tecrübeleriyle kazanabileceğiniz bir olgunluk saklıyor. Ama İbrahim’in tecrübe ettikleri, onun yaşındaki gençlerin karşılaştığı sıradan şeyler değildi. Onun tecrübeleri hayata daha gerçekçi bakmasını sağladı, ama bir insan olarak kendini değiştirmeden, hatta tam tersine. Daha önce karşılaştığı ve hala yaşamaya devam ettiği sorunları anlatmak üzere beni sıcak bir gülümseme ve içten bir el sıkma ile karşıladı.

20130823 ibrahim 4

İbrahim, neden ülkeni terketmek zorunda kaldın?

Savaş yüzünden terketmek zorunda kaldım. Ben daha küçükken babam beni askere alabileceklerinden korkuyordu. Taliban, köylere gidip çocukları askerlik için zorla topluyordu.

Oradan nasıl ayrıldın?

Kız kardeşim ve kocası ile birlikte ayrıldım. Tüm yolculuk yaya olarak geçti. Bizi ilk önce İran’a ordan da Türkiye’ye götüren göçmen kaçakçılarına çok fazla para ödedik. Bir süre Türkiye’de kaldıktan sonra Yunanistan sınırlarını geçtik. Alexandroupoli’ye (Dedeağaç) gittikten sonra trenle Athens’e (Atina) vardık.

Yolculuğunuz boyunca tehlikeli durumlarla karşılaştınız mı?

Evet, karşılaştık. Özellikle, Türklerin Kürtler ile yaşadığı sorunlar nedeniyle, İran – Türkiye sınırında problem yaşadık. Bir sabah kurumuş bir derede uyurken birkaç asker bizi uyandırdı. Bir önceki gece bizi yürürken gördüklerini ve neredeyse ateş edeceklerini söylediler. PKK’lı Kürtler olduğumuzu sanmışlardı. Yanımızda çocuklar olduğu için ateş etmemişler. Bir çok insan bu şekilde öldürülebilirdi.

Kaç gün boyunca yürüdünüz?

Beş veya altı gün Afganistan’dan İran’a ve bir hafta kadar da İran’dan Türkiye’ye. Gece boyunca yürüyor ve gün içinde uyuyorduk. Kış olması durumu zorlaştırıyordu; gerçekten çok soğuktu ve çok fazla kar vardı. Biraz erzağımız vardı ama bazı noktalarda tükeniyordu. Bu sebeple; yiyecek bir şeyler alabileceğimiz bir yere varana kadar sabırlı olmamız gerekiyordu.

Yunanistan’a vardığınızda neler yaptınız?

Alexandrouli’ye (Dedeağaç) varır varmaz kaçakçı tarafından soyulduk. Paramızı ve sahip olduğumuz herşeyi aldı ve orayı terketmemizi yoksa bizi öldüreceğini söyledi. Kız kardeşim, kocası ve başka iki çocuk ile birlikteydim. Neyse ki daha sonra, iyi bir adam arabasıyla geçtiği sırada, bizi başı boş dolaşırken gördü. Durdu ve bize nereye gideceğimizi sordu. İngilizce konuşabiliyordum ve biraz da Yunanca biliyordum. Bu sayede başımıza gelenleri anlatabildim ve Athens’e (Atina) gitmek istediğimizi söyledim. Bizi tren istasyonuna götürdü ve Athens (Atina) için biletlerimizi aldı. Oraya varır varmaz mülteci merkezine gittik.

Orada nasıl yaşadınız? Devlet size sığınma mı verdi?

Hayır, vermediler. Geçici ikamet için pembe bir kart verdiler. Mülteci merkezinde kalıyorduk ve ben de paraya ihtiyacımız olduğundan çalışmaya başladım. Ama bir gün işten döndüğümde kız kardeşim, kocası ve diğer çocukların gitmiş olduğunu öğrendim. Daha önce bununla ilgili tartışmıştık, ama bunu beklemiyordum.

Kaç yaşındaydın o zaman İbrahim?

On üç ya da on dört yaşlarındaydım. Yapayalnızdım ve kimseyi tanımıyordum. Görevliye oradan ayrılıp ayrılamayacağımı sordum çünkü mülteci merkezindeki benden daha büyük olan bazı çocuklarla problemler yaşıyordum. Onlar da beni Thessaloniki’deki (Selanik) bir çocuk esirgeme kurumu olan Paidopolis Kurumu’a yolladılar. Ben oradayken, çoktan sığınmadan reddedilmiştim. Ama bazı nedenlerden dolayı kurumdaki kişiler bunu bana yeterince erken bildirmediler ki tekrar giriş yapabileyim. Bir yıl sonra haber verdiler bu nedenle sığınma hakkımı kaybettim. Bu hata yüzünden hala belgelerimle ilgili sorunlar yaşıyorum. Yakın bir zaman önce tutuklandım ve yirmi iki günü hapishanede geçirdim … korkunç bir durum. Neyse ki burada tanıdığım birkaç kişi sayesinde serbest bırakıldım, yoksa iki üç ayımı hapiste geçirebilirdim.

Papafio Çocuk Esirgeme Kurumu nasıl sonuçlandı?

Paidopolis 2001’de kapatıldıktan sonra bizi Papafio’ya yolladılar. 2008’e kadar orada kaldım ve oradan ayrıldıktan sonra bir arkadaşımla birlikte ev kiraladım.

Papafio’da işler nasıl gitmişti?

Oldukça iyi. Çok fazla arkadaş edindim orada. Okula gidiyordum ama benim için en önemli şey iş bulmaktı. İşe ihtiyacım vardı çünkü bize ödedikleri para tek başına yetmiyordu.

Ailenle herhangi bir iletişimin var mı İbrahim?

Hayır, yok. Geçen Mart babamı öldürdüler. Ailemin geri kalanı ülkeyi terketmeye zorlandı. Ne yazık ki nerede olduklarını bilmiyorum. Herhangi bir iletişimimiz yok.

Yunanistan’da olduğun zaman boyunca, uyruğun sebebiyle kendini dışlanmış olduğunu hissettiğin oldu mu?

Evet, bu beni üzüyor. Bir keresinde gazetede gördüğüm bir iş ilanı için aradığımı hatırlıyorum ama onlara adımı ve nereden geldiğimi söylediğimde, buradan birini tercih ettiklerini söylediler. İş bulabilmek benim için çok zordu. Böyle şeylerle karşılaşacağımı biliyordum. İnsanlar adımı duyduklarında garip tepkiler veriyorlar. Göçmenleri bazı kriterlere göre yargılamanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Örneğin, eğer televizyonda bir Afganın suç işlediğini görürseniz, otomatik olarak tüm Afganlar kötüdür.

Gelecekten ne bekliyorsun, beklentilerin nelerdir?

Gerçek şu ki, ne beklenir onu bile bilmiyorum artık. Yunanistan’da kalmak için umudum vardı, ama artık yok. Eve geri dönemem çünkü beni öldüreceklerini biliyorum.

Ne yapılmasını isterdin?

… Haklara sahip olmak isterdim. Demek istiyorum ki; neredeyse on beş yıldır burada yaşıyorum. Dili öğrendim; okula gittim, liseyi ve teknik okulu bitirdim. … Burada bir yabancıyım ve kendi vatanımda da. On sekiz yıldır ailemi görmüyorum. Babam öldürüldü ve annem şimdi altmış dokuz, yetmiş yaşında olmalı.

Belgelerinle ilgili herhangi bir gelişme var mı? Herhangi bir cevap için bekliyor musun?

Beni aramalarını bekliyorum. Böylece polis merkezine gidip pembe kartı alabilir sonra da bir görüşme için Athens’e (Atina) gidebilirim. Bir ay içinde arayacaklarını söylemişlerdi ama halihazırda iki ay geçti, hala aramadılar.

20130823 ibrahim1

Bu yazıyı okuyan insanlara ne söylemek istersin?

Sadece görünen şeylere dayanarak yargılamayın. İnsanları sadece görünüşlerine göre yargılamayın, kalplerini okumaya çalışın, onları tanımaya çalışın, oturup konuşun. Önemli olan içeride ne olduğudur.

[crp]

Yazar

Yiorgos Toumanidis (Yunanistan)

İş/Okul: Avrupa Kültür Çalışmaları, Tiyatro, Teorik Yazarlık & Yaratıcı Yazarlık

Yabancı Dil: Yunanca, İngilizce, İspanyolca

Avrupa: uygun şekilde silkelenmesi gereken kültürlerin, büyük bir karışımıdır.

Twitter: @yiorgostouma

Çeviri

Gizem Aydın (Türkiye)

Okul: Ekonomi

Yabancı Dil: Türkçe, İngilizce, İtalyanca (çok az)

Avrupa… özgürlük, uzun mesafe dostluklar, aşk, İtalya ve botellon.

Çeviri

Nurdan Düzgün(Türkiye)

Okul: İstatistik

İş: Tropics Magazine’de serbest gazeteci

Yabancı Dil: Türkçe, İngilizce, Rusça, (biraz) İspanyolca

Avrupa… güzel dostluklar, iyi müzik, aşk, tutku ve tabi ki El Clasico

Linkedin: tr.linkedin.com/pub/nurdan-duzgun/30/b53/751/

 

This post is also available in Bosanski - Hrvatski - Srpski, Deutsch, English, Español, Italiano, Português, Slovenčina, [Main Site], Ελληνικά and Русский.

Author: maria

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

css.php

Bu siteye devam ederek, çerez kullanımını onaylıyorsunuz. Daha fazla bilgi

Bu sitedeki ayarlar “çerezlere izin ver” şeklindedir ve bu size mümkün olan en iyi tarama deneyimini vermek içindir. Bu siteye çerez ayarlarını değiştirmeden devam edebilirsiniz veya “Kabul et” seçeneğine tıklayarak izin verebilirsiniz.

Kapat