Yemek Baği

İşte burdayız, küçük bir masanın etrafında, kullanılmaya hazır çatallarımızla ve yeni tatları tecrübe edecek olmanın arzusuyla.

Romanya’da bir eğitim-değişim programının parçası olmak bana birçok yeni deneyim kazandırdı ve dünyada hepimizin ortak konuştuğu dili iç yüzüyle anlamamı sağladı – aşk ve yemek. Arkadaşlarımla tanıştıktan sonra onlara olan sevgimi ve minnettarlığımı bildiğim en iyi yolla göstermek istedim – yemek yaparak. Bizi yakın hale getirecek; kendi evimizdeymişiz gibi aynı şeyleri hissettirecek ve tecrübe ettirecek lezzetli şeyleri ellerimle yapacaktım.

İlk uluslararası yemeğim güzel ve tatlı bir fırsattı. Sibiu’daki küçük ama tatlı bir dairede değerli arkadaşlarım için Mısır kültürüne özgü bir yemek pişirdim. Arkadaşlarım nereden geldiler? Yemek masasında Romanya’dan, Estonya’dan, Ukrayna’dan, Kamerun’dan, Vietnam’dan ve Yunanistan’dan insanlar vardı. Mutfakta görebileceğiniz bütün ülkelerden insanlar, hep beraber elleriyle hepimizin hiç kuşkusuz doğrudan anlayabileceği bir şey yapmak için uğraşıyorlardı.

Sotelenmiş soğan ve sarımsak kokusu.. Vietnam’dan arkadaşım Hà ve benim kestiğim kuzu etlerini, doğranmış ve zeytin yağında haşlanmış soğan ve sarımsağa ekledik. Kızıl-kahverengine dönüştüğü zaman; havuç, kereviz ve üstünü örtecek kadar su ekledik. Neredeyse bir saat kadar etin yumuşaması için bekledik. Bu sırada Romanya’ya özel yoğun erik aroması içeren meyve konyağı olan pálinka’yı denedik ve yaşadığımız yerlerdeki tatları ve aromaları birbirimize anlattık. Zeytinyağı ve kekik otu ile Yunan kültürüne özgü renk verdiğim beyaz peyniri ve smântâna peyniri de aynı zamanda servis edildi.

Bu zaman içerisinde et, baharat eklenecek kadar yumuşak hale geldi ve kişniş, kimyon, yeşil ve siyah biber, tuz ve iki çorba kaşığı sirke eklendi. Yiyeceklerin bütün renklerinin ortaya çıkması için kullanılan tereyağ ile yemeğin buğulanan suyu ışıldadı. Bu sırada Kerttu, ona uzattığım küçük et parçasını Estonyalı çoşkusu ile kokluyordu. Pirinci hazırladım ve haşladım. Tereyağı ve sonunda sirke kullanarak kavurudum. Ukrayna’dan Elina’nın göbek salata, zeytinyağı ve limonla yaptığı salatayı biber ve paprika ile baharatlandırdık ve sonunda başarımız için hepimiz gülümsüyorduk.

Yemeklerimiz küçük bir masanın üstünde ve biz de çatallarımızı kullanmak için hazırdık. Çocukluğumuzdaki yemek hikayeleri, yemek alışkanlıkları ve sırları hakkında sorular derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Bu yemek masası bizi bir aile gibi hissettirdi ve birbirimize sarıldık. Yemekten sonra bu anı paylaşmanın keyfiyle votka ve elma sularımızı içtik. Renkli masa örtüleri, emaye kaplar, baharatlı parfümler ve sihirli içecekler, çocukken tercih ettiğimiz yemekler ve yetiştirdiğimiz sebzeler hakkında konuştuk. Cömertlik, özen ve hoşluk dolu bu andan sonra hepimiz ortak bir nokta ile birbirimize bağlandık.

Bir yemeğin insanları bir araya getirme şekli: kendine özel bir tecrübe, duygu ve tadı paylaşmak. Bu çok güçlü bir şey, hayatta kalmak için fiziki bir ihtiyacın bize keyif vermesi. Yemek, bizi kutsal bir gizemin içindeymişiz gibi Afrika’dan, Avrupa’dan ve Asya’dan insanları bir araya getirdi. Bu yemek bağları, kültürel çeşitliliğin insanlar tarafında bir engel olarak görülmesinin yanlış olduğunu gösterdi. Şuan, bir yemek bize içtenlik ve çok fazla mutluluk veriyordu.

Birkaç ay sonra Romanya’ya gönüllü olarak geri döndüm. Tanıştığım aşina yüzler, yeni insanlar, yabancı ev arkadaşlarım, yerli arkadaşlarım hepimiz yemek hikayeleri ile ilgilendik. Türkiye’den Burcu ve Dante bana komşu ülkeleri Yunanistan’dan bir yemek anlattılar ve kendimi daha önceden de bildiğim bu tat ile evimde gibi hissettim. Romanya’dan Cristina parmaklarımızı yedirtecek kadar güzel tatlılar hazırladı ve kalan gücü ile bize gülümsüyordu. Litvanya’dan Jonas ve Romanya’dan Sebastian yaptığım helvanın tarifini öğrenmek istediler ve bana da Litvanya ve Romanya’ya özgü tatlıların tariflerini önerdiler. Ve Alex, tanıdığım en uluslararası Romayalı çünkü çok seyahat ettiğinden dolayı kendi dilinden çok ingilizce konuşuyor. Alex benim yemek tariflerimdeki sırları çözmek için her zaman çok ilgiliydi. Onun için yemek pişirdiğimde gülümsemesi o kadar parlaktı ki bir büyü yaptığımı gerçekten düşündüm!

Oh, yemek… Çok fazla tat ve çok fazla düşünce. Keşke insanlar bu güzel şeyleri daha kolay paylaşabilseydi, kültürlerarası iletişim ne kadar kolay olurdu ve veda etmek ne kadar zor.

[crp]

Yazar

Anastasia Karouti (Yunanistan)

İş/Okul: İngiliz Dili ve Edebiyatı, Çeviri Çalışmaları/Eğitimci, Eğitmen, Tercüman, Ressam

Yabancı Dil: Yunanca, İngilizce, Romence

Avrupa… yuvam, başlangıcım, Akropol ve Transilvanya’nın ilahi ışığı; potansiyelimi gösterebileceğim yer.

Blog: caramelisedfruits.tumblr.com

Çeviri

Gizem Özçelik (Türkiye)

Çeviri

Gizem Aydın (Türkiye)

Okul: Ekonomi

Yabancı Dil: Türkçe, İngilizce, İtalyanca (çok az)

Avrupa… özgürlük, uzun mesafe dostluklar, aşk, İtalya ve botellon.

 

This post is also available in Ελληνικά, Русский and македонски.

Author: maria

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

css.php

Bu siteye devam ederek, çerez kullanımını onaylıyorsunuz. Daha fazla bilgi

Bu sitedeki ayarlar “çerezlere izin ver” şeklindedir ve bu size mümkün olan en iyi tarama deneyimini vermek içindir. Bu siteye çerez ayarlarını değiştirmeden devam edebilirsiniz veya “Kabul et” seçeneğine tıklayarak izin verebilirsiniz.

Kapat